10 Ağustos 2007 Cuma

Levko.

Levko

Eve hep beraber mezarlık yolundan döndük.
En kestirme yol bu direkt evdeyiz.
Zrafko levkov ve vase avluda oturmuşlar biralarını yudumluyorlar.
Bizim geldiğimizi gördüklerinde her ikiside ayağa kalktılar.
Vase kolo'nun oğlu, levkov köylümüz, yani hemşeri Makedoncası(moy zemlak)
-Levkov dober veçer çövek dedi.
-Bende dobar veçer dedim.(dikkat ederseniz geçende dobra veçer demiştim)
Bir muhabbettir aldı gitti (sabahlara kadar içtik ama ne muhabbet.
Nasıl muhabbet etiğimizi neler konuştuğumuzu hala merak ediyorum.
Ben Makedon'ca bilmiyorum, onlarda Türkçe.)
-Kolo levkova bak bura dedi ve gerisini makedonca devam etti.
Söyledikleri şuydu.
Celal bizim köylümüz başına Türkiya'da bi işler gelmiş şinicik bura gelmiş, ister gitsin Avusturya.
Orda avusturyada var agasi(ağbi) ora(oraya) onun yanına ister gitsın.
Ama ima(var)problema ne derler yok viza onun pasoportun.
Şini sen orda çalışırsın hem galdın kombe'le (minibüs) decem o ki giderkan beraber gidın onu da götür.
Levkov hiç tereddütsüz -nema problema(problem yok) dedi.
-Çövek entarnasyonal çövek gibi şeyler söyledi ve ardından kadehleri benim şerefime kaldırdık.
-Levkov Makedon'ca konuşmalarında ne zaman gideceğimizi kolo'ya söyledi ve bana dönerek -abey celo nema problema dedi ve gerisini Türkçe yavaş yavaş hendek var dedi (bu yavaş yavaş hendek var lafını ta Avusturyaya gidene dek söyledi)
Hey gidi koca levkov hey seni nasıl unuturum.
Ya anka, ya venka, ya rose, ya rose'nin oğlu mayro, sizleri nasıl unuturum.
Badgastein'deki o güzel günlerimi.
Kimse kusura kalmasın nokta yok

Hiç yorum yok: